top of page

İnsan Davranışını Okumak: Görünen Problemin Arkasında Ne Var?

Bir davranışı yalnızca görünen sonucuyla değerlendirmek çoğu zaman eksik kalır. Çünkü davranışın arkasında ilişkiler, alışkanlıklar, ihtiyaçlar ve içinde bulunulan sistem vardır.

Görünen şey her zaman meselenin kendisi değildir


Bir insanın davranışını gördüğümüzde çoğu zaman ilk refleksimiz onu açıklamaya çalışmaktır.

Neden böyle söyledi?
Neden yine aynı kararı verdi?
Neden ekibiyle sürekli aynı problemi yaşıyor?
Neden ne yapması gerektiğini bildiği hâlde davranışını değiştiremiyor?

Bu sorular önemlidir. Ama çoğu zaman yalnızca görünen katmana bakarız.

Oysa davranış, tek başına ortaya çıkan bir sonuç değildir.

İnsan; içinde bulunduğu ilişkilerden, geçmiş deneyimlerinden, alışkanlıklarından, beklentilerinden ve içinde hareket ettiği sistemden bağımsız davranmaz.

Bu nedenle bir davranışı gerçekten anlamak istiyorsak yalnızca “Ne yaptı?” sorusuna değil, “Bu davranışı ortaya çıkaran yapı ne?” sorusuna da bakmamız gerekir.


İlk anlatılan problem, gerçek problem olmayabilir


Bireysel ya da kurumsal çalışmalarda sık karşılaştığım bir durum var:

İnsanlar genellikle yaşadıkları problemin sonucunu anlatıyor.

“Ekibim sorumluluk almıyor.”

“İletişim kuramıyoruz.”

“Karar vermekte zorlanıyorum.”

“Aynı ilişkilerin içinde kendimi tekrar tekrar buluyorum.”

Bunların hepsi gerçektir. Ancak bunlar her zaman problemin başladığı yer değildir.

Örneğin sorumluluk almayan bir ekibin arkasında yetki devretmeyen bir yönetici olabilir.

Bir iletişim probleminin altında söylenen sözlerden çok, tarafların birbirinden ne beklediğinin hiçbir zaman açık biçimde konuşulmamış olması olabilir.

Sürekli ertelenen bir kararın arkasında kararsızlık değil, yanlış karar vermenin yaratacağı sonuçlardan kaçınma ihtiyacı olabilir.

Davranışı anlamak, görünen sonucu biraz geriye doğru takip etmektir.


İnsan davranışı bir sistemin içinde oluşur


Bir insanı yalnızca bireysel özellikleriyle okumaya çalışmak çoğu zaman yeterli değildir.

Aynı kişi farklı ortamlarda son derece farklı davranabilir.

Çünkü davranışı yalnızca kişilik değil; ortam, ilişkiler, roller, beklentiler ve güç dengeleri de şekillendirir.

Bir yönetici başka bir ekipte son derece etkili olabilirken mevcut ekibinde sürekli çatışma yaşayabilir.

Bir çalışan bireysel olarak yüksek performans gösterirken ekip içinde geri çekilebilir.

Bir kişi özel hayatında sınırlarını rahatlıkla korurken iş hayatında bunu yapmakta zorlanabilir.

Dolayısıyla bazen sorulması gereken soru:

“Bu insanda ne yanlış?” değil, “Bu sistemde ne oluyor?”dur.


Davranışın arkasındaki örüntüyü görmek


İnsanların yaşamlarında bazı davranışlar tekrar eder.

Benzer ilişkiler.

Benzer çatışmalar.

Benzer kararlar.

Benzer hayal kırıklıkları.

Bu tekrarların kendisi önemli bir veridir.

Çünkü çoğu zaman problem tek bir olay değildir; olayların arkasında tekrar eden bir örüntü vardır.

İnsan kendi örüntüsünü gördüğünde davranışı değiştirmek hâlâ kolay olmayabilir. Ancak artık neyi değiştirmeye çalıştığını bilir.

Farkındalık burada önem kazanır.

Fakat farkındalık yalnızca kişinin kendisi hakkında daha fazla şey bilmesi değildir.

Asıl mesele, bildiğimiz şeylerin davranışlarımızı nasıl ürettiğini görebilmektir.


Doğru soruyu bulmak


Benim çalışma biçimimde çözümden önce gelen bir aşama vardır:

Problemi doğru tanımlamak.

Çünkü yanlış tanımlanmış bir probleme verilen iyi bir çözüm bile işe yaramaz.

Bu nedenle bazen bir görüşmenin en değerli sonucu cevap bulmak değil, sorunun değişmesidir.

“Neden bunu yapıyorum?” diye başlayan bir konu,

“Bunu yapmadığımda ne olacağından korkuyorum?” sorusuna dönüşebilir.

“Ekibim neden beni anlamıyor?” sorusu,

“Ben gerçekten ne anlatıyorum?” noktasına gelebilir.

“Neden ilerleyemiyorum?” sorusu ise,

“İlerlemek dediğim şey benim için gerçekten ne?” sorusunu ortaya çıkarabilir.

Ve bazen gerçek değişim tam olarak burada başlar.


Önce anlamak


İnsan davranışını okumak; insanları kategorilere ayırmak, birkaç davranıştan kişilik sonucu çıkarmak ya da karşımızdaki kişinin zihnini tahmin etmeye çalışmak değildir.

Daha dikkatli bakmaktır.

Davranışa, ilişkilere, dile, bağlama ve sisteme birlikte bakabilmektir.

Çünkü insanı anlamaya çalışırken aceleyle verilen cevaplardan çok, doğru sorulara ihtiyacımız vardır.

Görünen problemin arkasında ne olduğunu anlayabildiğimizde, neyin gerçekten değişmesi gerektiği de çok daha görünür hâle gelir.

bottom of page